4/7/2007 - Affetmek
Affet beni baba...
Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli
tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu
düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine
böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve "Ya ben
giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti. . Eşini
kaybetmeyi göze alamazdı.
Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve
kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele
etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve
çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.
Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu
buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı
kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve
ihtiyacı neyse karşılayacak,böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar
yaşamayacaktı.
Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak
babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu
Can, "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da
arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.
Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi
yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına "Baba
nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan;
nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor
oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.
Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir
buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş,
tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan
yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.Sonra diğer malzemeleri taşıdı
en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.
Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına
vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye
başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm
diye düşündü.
Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular
içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek
verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu
incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise
olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak
olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.
Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve
ellerini defalarca öptü.Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık
ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna
mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla
barakayı terketti. Arabaya bindiler.
Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde
bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor
diyemiyordu.
Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?" diye
sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte
deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet
baba." diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış
çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.
Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!"
diye hatasını belli ediyordu...Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı
cevabı veriyordu... "Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ
başına atmadım ki, sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını
biliyordum. alıntıdır
|
|
Yorum yaz!
|
|
Hakkımda
Sagdaki Katagorilere mutlaka Goz Atin
Kategoriler
Arkadaşlarım
|